GenelDolardaki kirli manipülasyon

2021-05-08 13:05

Ülke coğrafyasında ekonomist olmanın neredeyse ön koşulu dolar endeksi üzerinden hangi yöne hareket edeceğini önceden kestirebilmek gibi görünüyor. Bu “ekonomistler” genellikle dolar inceleme için doların değer kazandığı durumlarda ülke ekonomisinin bittiğini öne sürerek yaygara koparıyorlar. Fakat dolar inceleme yapıldığında dolar değer kaybettiğinde ise sevinmek yerine “Dolar daha da değerlenecek bak, görürsünüz” diyerekten dolar öngörü tahminlerinde bulunuyorlar. Sanki doların değer kaybetmesi ekonomi için iyiymiş gibi.

Doların değer kazanması ne kadar faydalı ya da zararlıysa değer kaybetmesi anlamında dolar düşürme de aynı etkiye sahip. Ayrıca bu etkinin her iki durumda da ne olacağı, ilgili ülke ekonomisinin makro ve mikro göstergeleriyle dolar öngörü listesi ile doğrudan alakalı. Makro göstergeler derken enflasyon, istihdam ve milli hasıla gibi konular öne çıkarken mikro göstergelerde ürün satış rakamları, tarımsal üretim miktarı gibi reel ekonomiye ilişkin temel göstergeler ele alınmalı.

Kısacası bir ülkedeki ekonomik gidişata dair bir fikir yürütebilmek için dolar inceleme amacıyla onlarca göstergeye müracaat edilir. Dolar endeksi yani doların TL karşısındaki değeri ise bu göstergelerden sadece biri ve en önemlileri arasında da yer almaz. Dolar inceleme koşulları altında hepsi ağırlığı nispetince ekonominin genel gidişatı üzerinde etkiye sahiptir. Ve de doğrudan ya da dolaylı olarak birbiriyle etkileşim halindedir. Yani birinde meydana gelen değişiklik bir diğerini de etkiler.

Dolar endeksi bir ülkenin ekonomisi hakkında ne kadar bilgi verir?

Dolar endeksi bir ekonomi hakkında görüş oluşturabilmek için müracaat edilebilecek onlarca göstergelerden sadece bir tanesidir ancak dolar inceleme için en önemlisi de değildir diye yukarda belirtmiştik. Örneğin şu anda 1 dolar eşittir 8.3 lira civarında seyretmekte iken 106 Japon Yeni’ne tekabül etmekte. Basit bir hesapla söylenebilir ki 1 Türk lirası eşittir 15 Japon Yeni. Fakat bu demek değildir ki Türkiye’nin ekonomisi Japonya’nın ekonomisinden iyidir.

Dolar düşürme ya da değer kazanması ne gibi sonuçlara yol açar?

Ayrıca dolar düşürme ya da yükselmesinin ekonomiye etkisinin olumlu ya da olumsuz olup olmadığı diğer göstergelerle doğrudan alakalıdır. Dolar inceleme için tekrar bir örnek vererek açıklayalım: İhracat potansiyeli yüksek olan bir ekonomi için doların değer kaybetmesi, o ülkenin mallarının daha da pahalı olmasına, dolayısıyla ihracatının düşmesine, ihracat düşünce de üretim ve yatırımların da düşmesine ve sonuç olarak işsizliğin artmasına yol açması anlamına gelmektedir.

Dolar inceleme konusunu daha iyi anlatabilmek için tarihte bu duruma örnek teşkil edilen birçok örnek bulunur. Dutch Disease, dolar endeksi üzerinden değerlenen Hollanda para biriminin ülke ekonomisinde ne denli büyük sorunlara yol açtığına ilişkin örnek gösterilebilecek en güçlü örneklerden biri. Euro öncesi Hollandasının para birimi florindi. Florin dünya para birimleri karşısında oldukça değer kazanınca Hollandalılar da kıymetli paralarıyla içeride üretmek yerine gidip Almanya’dan İtalya’dan Amerika’dan ne ihtiyacı varsa ithal ediyor. Şöyle örnek verelim; 100 florinle Hollanda’da 1 sandalye alınabiliyorken Almanya’da 4, İtalya’da ise 7 sandalye alınabiliyor aynı dönemde. Sonuç olarak Hollanda’da üretim giderek azalmış, yatırımlar durmuş ve de işsizlik artmış. Dolar düşürme öyle bir ekonomik krize neden olmuş ki Hollanda’da dünya ekonomi literatürüne Dutch Disease olarak girmiş.

Türkiye olarak böyle bir durum yaşamadığımız için kulağa çok garip gelebilir bu olay, ancak işin aslı bu. Dolar endeksi üzerinden değer kazanması da ya da başka bir deyişle TL’nin değer kaybetmesi de Türk mallarının  ucuzlamasına ve ihracatın artmasına neden olur. Daha fazla ihracat, daha fazla üretim, daha fazla üretim daha fazla yatırım, daha fazla yatırım da daha fazla istihdam demek.

Dolar endeksi yükselince piyasadaki bütün mallar neden pahalılaşıyor?

Burada da durum biraz farklı. Normalde Dolar endeksi üzerindeki artışın piyasadaki mallar üzerinde sınırlı bir etkisi olur. Dolar inceleme için o sınır da şudur; malın üretimindeki dolar, girdiler yüzde kaç ise o kadar etkiler. Fakat Türkiye’de olay şu şekilde gelişiyor; dolar endeksi üzerinde yaşanan bir artış oranınca toplam perakende ürün fiyatı üzerinden bir artış gerçekleştiriyor fırsatçı piyasa oyuncuları. Bununla da kalmayıp, dolar düşürme gerçekleşince fiyatlar eski haline getirilmiyor.

Yaşanmış bir örnek üzerinden açıklamak daha doğru olacaktır.

2018 yılında damacana suyun perakende satış fiyatı 9 TL olarak piyasada. Sonra aynı yılın Ağustos ayında Türkiye ve ABD arasında yaşanan bir siyasi kriz sonrası bir kur saldırısı gerçekleşmişti ve dolar endeksi 4.60’tan 7,’lere kadar çıkarak yaklaşık yüzde 50 değer kazanmıştı.

İşte bu kur artışı sonrası 19 litrelik damacana suyun fiyatı birden 13 TL oldu. Her su geldiğinde boş damacana verilir ve dolu olan alınır. Su dolum tesisleri tam otomasyonla çalışır, tesislerde zaten 3-5 kişi çalışır. Bu 3-5 kişinin maaşını milyonlarca şişeye damacanaya böldüğünde çok düşük bir birim maliyet ortaya çıkar. Kullanılan elektrik keza devede kulak. Nakliye ise; 10 teker bir kamyon yaklaşık 1000-1200 damacana alıyor. Zaten su üreticilerinin kendi kamyonları olduğu için kaba bir hesapla gidiş geliş 1500 lira maliyeti var (şoför maliyeti de içinde). Yuvarlak hesap 1.5 TL maliyet düşüyor damacana başına.

Yani işletme gideri hesabında 9 TL’ye satılan bir damacanın 2 TL’ye tekabül eden maliyetinde dolar endeksi etkisi var. 2 TL’nin yüzde 50’si ne yapıyor; 1 TL! 9 TL + 1 TL =10 lira olması gerekirken 9 TL’nin yüzde 50’si kadar fiyat artışı yapıyor fırsatçı piyasa oyuncusu ve 9 TL + 4 = 13 TL oluveriyor bir damacana suyun perakende satış fiyatı, bu birinci hile!

İkinci hile de şu; Ağustos ayında dolar endeksi 4.60 TL’den 7,15’e çıktı tamam, ancak iki ay sonra 5.15’e geri giderek dolar düşürme gerçekleşmişti. Peki 9 TL’den 13 TL’ye yükselen damacana suyun fiyatı düştü mü? Hayır.  Sonuç olarak dolar yükseldiği için değil, fırsatçılar yüzünden fiyatın yükseldiği açık bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Devlet durumu fark etti ve başta temel gıda olmak üzere piyasada fiyatları sıkı bir şekilde denetlemeye başladı. Bağımsız bir piyasa denetim ve gözetim kurumu kuruldu. Hatta zincir marketler kafasına göre at koşturmasın diye Tarım Kredi Kooperatiflerine ait marketlerin sayısı artırılarak rekabet koşulları sıkılaştırılıyor.

Özetlemek gerekirse; mesele dolar endeksi için değer kazanıp/kaybetmesinden ziyade asıl olan dengede olması. Türk lirası çok mu değerli olmalı? Hayır. Dolar çok mu değerli olmalı? Hayır. Kararda olmalı. Ve bu karar seviyede anormal hareket etmemeli.

Tabii ki dolara ihtiyacımız var. Çünkü baz para birimi. Dikkat ederseniz “Dolar önemli değil, bize ne dolardan” demiyoruz. Sadece dolar yükseldi ekonomi battı diye ahkam kesen ekonomistin kur dalgalarını manipüle ederek ekonomi üzerinde olumsuz algı oluşturma çabalarını bilimsel olmadığını anlatmaya çalıştık.